Çocukların Dil ve Konuşma Terapisine Katılımı Nasıl Sağlanır?

Çocuklar bunu sıkıcı bulabilir, dil ve konuşma terapistini sevmeyebilir, aktivitelerden hoşlanmayabilir veya gruptaki diğer kişilerle anlaşamayabilir.

Çocukluk Dönemi Öfke Nöbetleri

Çocuklar bunu sıkıcı bulabilir, dil ve konuşma terapistini sevmeyebilir, aktivitelerden hoşlanmayabilir veya gruptaki diğer kişilerle anlaşamayabilir.

Dil ve konuşma terapistleri olarak düşünce yapımızı “bu çocuk neden terapiye katılmıyor?” yerine “çocuğun öğrenmek istemesi için ortamı nasıl uyarlayabilirim?” şeklinde değiştirmenin son derece değerli ve önemli olduğuna inanıyorum. Çoğu zaman çözümü çok kolaydır; ancak bir çocuk sorunun ne olduğunu anlatamadığında, katılmamak veya hırçınlaşmak gibi olumsuz tepkiler verir. 

Çocuklar yalnızca işlerine yarayanı ya da geçmişte biz yetişkinlerin farkında olmadan onlara öğrettiği şeyleri yaparlar. Bir çocuk masanın altına saklanıp çalışmayı reddettiğinde ebeveyn onu eve götürürse, çocuk öğrenme ortamlarından nasıl kaçabileceğini farkında olmadan öğrenmiş olur. Eğer bir çocuk öğrenme ortamlarında defalarca başarısızlık yaşadıysa, bu ortamlardan kaçmak istemesi hiç de şaşırtıcı değildir. Bana çocuğu eve götürmeleri gerekip gerekmediğini soran ebeveynler oldu ve her zaman “hayır” dedim. Çocuğun terapiden kaçabileceğini fark etmesindense, zorlu geçen bir (veya dört) seansla baş etmeyi tercih ederim. 

Dolayısıyla, bir çocuk öğrenme ortamlarından kaçmaya veya uzak durmaya çalışıyorsa iki şey yapmalıyız.

1. Çocuğunuzu Nelerin Tetiklediğini Öğrenin

İlk olarak, çocuğun bu davranışının bir daha asla kaçışla sonuçlanmamasını sağlamalıyız. Nasıl mı? Her terapi ilişkisinin başlangıcında, çocuğa yönelttiğimiz talepler konusunda dikkatli olmak önemlidir. Çocuğa, sonuna kadar destek verip yaptırmaya istekli ya da hazır olmadığımız hiçbir talimatı vermekten kaçınmalıyız. Onu nelerin tetiklediğini ve kaçma isteğine neyin sebep olduğunu öğrenmemiz gerekir. Bir keresinde ortaya belirli bir oyuncağı çıkardığımda hemen odadan kaçan bir danışanım vardı. O oyuncağı ortadan kaldırdıktan sonra dil ve konuşma terapisinden kaçmaya çalışmayı bıraktı. 

İşe başlarken, o çocuğu nelerin motive ettiğini detaylıca keşfeder ve bunları ona koşulsuz olarak sunarız. Çocuğun keyif aldığı veya motive olduğu bu şeyler potansiyel pekiştireçler haline gelir. Motivasyon, herhangi bir beceriyi öğretmenin en kritik parçasıdır. 

Eğer çocuk hiçbir şeye karşı motive değilse, öğretmek istediğimiz becerileri pekiştirecek bir aracımız kalmaz. Pekiştirme yapmıyorsak, öğretemiyoruz demektir. Bunlar çıkartmalar, silgiler veya ödül kutusundan bir şey seçmek olabilir. Ben pekiştireç olarak yiyecek kullanmaktan kaçınmaya çalışırım!

2. Ödüllendirici Bir Konuşma Öğrenme Ortamı Sağlayın

Bir çocuk öğrenme ortamlarından kaçmaya veya kaçınmaya çalışıyorsa yapmamız gereken ikinci şey, ona başarılı olabileceği bir yöntemle öğrettiğimizden emin olmaktır. 

İnsanlar olarak genellikle iyi olduğumuz şeyleri yapmaktan hoşlanır, iyi olmadığımız şeylerden ise kaçınırız. Çocuklarda Çocukluk Çağı Konuşma Apraksisi olduğunda, onlardan kendileri için çok zor olan bir şeyi yapmalarını isteriz. Çocuklar büyüdükçe, konuşmaya çalışırken yaşadıkları başarısızlık deneyimleri de artar. Bu nedenle, başarılı bir şekilde taklit edebilecekleri modeller ve ipuçları sunmalı ve hedef ses veya harekete yönelik her çabalarını güçlü bir şekilde pekiştirmeliyiz.

Ayrıca ebeveynleri de göz önünde bulundurmalıyız. Çocuğunuzun hayatındaki en önemli kişi sizsiniz. Dil ve konuşma terapistleri olarak bizler, ev ortamında çocuğunuza en iyi şekilde nasıl yardımcı olabileceğiniz konusunda sizi eğitmeli ve bilgilendirmeliyiz. Her etkileşim çocuğunuz için bir öğrenme fırsatıdır; bu yüzden çocuğunuzun hayatındaki herkesin ona öğrenmesini istediğiniz şeyleri öğrettiğinden emin olun. 

Ne kadar zor olursa olsun, herkesin kararlı ve tutarlı olması gerekir. Dil ve konuşma terapisti olumlu pekiştirme uyguluyor ve olumsuz davranışı sonlandırmaya çalışıyorsa, bunun evde de devam ettirilmesi büyük önem taşır. Bunun söylemesi yapmaktan daha kolay bir durum olduğunu biliyorum. Örneğin, çocuğunuz yatağında kalmak istemediği için yatmadan önceki öfke nöbetlerini ortadan kaldırmaya çalışıyorsanız, bir gece ne yapıyorsanız bunu tutarlı şekilde sürdürmelisiniz. Avazı çıktığı kadar bağırıp ortalığı birbirine katsa bile bu kural geçerlidir. 

Tutarlılık, sadece dil ve konuşma terapisinde değil, her türlü terapide başarının anahtarıdır. Çocuğunuzun ilgisini canlı tutmak için evde yapabileceğiniz şeyler ve motivasyon stratejileri hakkında dil ve konuşma terapistinizden öneriler alın. 

Açık konuşmak gerekirse, terapi bir ilerleme göstermiyorsa terapist değiştirmeyi değerlendirmenizi öneririm. Bazen çocuklar bazı terapistlerle uyuşamayabilir ve bu ÇOK DOĞALDIR! Bu durum terapistinizin duygularını incitmez, böyle şeyler olabilir! Durumu erkenden fark edip bir çözüm bulmak, süreci gereksiz yere uzatıp çocuğunuzun gelişimini yavaşlatmaktan çok daha iyidir!

Tüm yazılara dönün