Down Sendromu Hakkında 5 Yanlış İnanış
Yaklaşık her 700 bebekten biri Down sendromu, yani trizomi 21 ile doğduğu için, bu durumun getirdiği sorunları ya da gelişim basamaklarını yaşayan bir aileyi her zaman yakından tanımıyor olabiliriz. Bu yazıda Down sendromu hakkında 5...
Yaklaşık her 700 bebekten biri Down sendromu, yani trizomi 21 ile doğduğu için, bu durumun getirdiği sorunları ya da gelişim basamaklarını yaşayan bir aileyi her zaman yakından tanımıyor olabiliriz. Bu yazıda Down sendromu hakkında 5 yanlış inanışı ele alıyor ve bunlara kendi deneyimlerimizden yola çıkarak yanıt veriyoruz. Yazımızın, erken müdahale konusunda ve bu harika insanların kabul görmesinde herkese yardımcı olmasını umuyoruz.
Yanlış İnanış 1: Down sendromlu bir çocuğa sahip olmak aileler için BÜYÜK bir yüktür
Gerçek: Fazladan bir kromozomun daha fazla sağlık sorununa ve hafif gelişimsel gecikmelere yol açabileceği, bunun da biraz daha fazla doktor randevusu ve terapi gerektireceği doğrudur; ancak Down sendromlu çocukların pek çok farklı yeteneği ve becerisi vardır. Down sendromlu çocukların ailelerinin mutluluğuna mutluluk katan kendine özgü kişilikleri vardır. Kişilikleri ve yetenekleriyle hem ailelerine hem de içinde yaşadıkları topluma katkı sağlarlar. Ayrıca Down sendromlu çocukların aileleri için güçlü bir destek topluluğu da bulunmaktadır.
Down sendromlu bireylerin ailelerinin mutluluğuna mutluluk katan kendine özgü kişilikleri vardır.
Yanlış İnanış 2: Down sendromlu çocuklarda ağır gelişimsel ve zihinsel gecikmeler görülür.
Gerçek: Down sendromlu çocuklarda fiziksel ve bilişsel gecikmeler görülebilir, ancak kendilerine fırsat tanındığında içinde yaşadıkları toplumda büyük başarılara imza atabilirler. IQ puanları, Down sendromlu bir bireyin yeteneklerini ölçmek için yeterli değildir. Bu bireyler, IQ testiyle ölçülmeyen pek çok alanda üst düzey beceri kazanabilirler.
Yanlış İnanış 3: Down sendromlu insanların hepsi birbirinin aynısıdır.
Gerçek: Oğlumuz doğduğunda, aklımızdan hiç çıkmayan ve doğruluğu zamanla kanıtlanan bir söz duyduk. Doktorlar bize şöyle demişti: “Down sendromlu bir kişinin başka bir Down sendromlu kişiyle tek ortak noktası, ikisinin de fazladan bir kromozoma sahip olmasıdır.”
Tıpkı sizin ve benim gibi, her Down sendromlu çocuk da kendi güçlü ve zayıf yönleriyle benzersizdir. Fiziksel olarak diğer Down sendromlu kişilerden çok kendi ailelerine benzerler. Evet, bazı ortak özellikleri olabilir, ancak Down sendromlu her bireyde bu olası özelliklerin tümü görülmez.
Yanlış İnanış 4: Down sendromlu insanlar her zaman mutlu ve sevecendir.
Gerçek: Oğlumuz başkalarının ihtiyaçlarını daha iyi seziyor ve çok gülüyor olsa da, onun her zaman mutlu ve sevecen olmadığını bizzat yaşayarak söyleyebilirim. O da, tüm Down sendromlu bireyler gibi, herkes gibi çok çeşitli duygular yaşar ve bunları dışa vurur. Tıpkı sizin ve benim gibi, onların da farklı karakter özellikleri ve ruh halleri vardır.
https://www.youtube.com/watch?v=HwxjoBQdn0s
Yanlış İnanış 5: Down sendromlu kişiler dolu dolu, bağımsız ve anlamlı bir hayat yaşayamaz.
Gerçek: Down sendromlu pek çok çocuk, normal okullarda, genel eğitim sınıflarında, tipik gelişim gösteren akranlarıyla birlikte eğitim görüyor. Hatta araştırmalar gösteriyor ki bu durumun hem Down sendromlu çocuklara hem de sınıf arkadaşlarına sayısız faydası var. Bu çocuklar tipik gelişim gösteren akranlarıyla aynı sınıfta olduğunda akademik başarı ve farklılıkları daha fazla kabullenme gibi pek çok olumlu sonuç ortaya çıkıyor.
Bu gençler aynı zamanda yarı bağımsız yaşıyor, mezuniyet balosuna gidiyor, üniversiteye devam ediyor, kendi işlerini kuruyor, iş hayatına atılıp kendileri için anlamlı işlerde çalışıyor, evleniyor, çeşitli konferanslarda ve siyasi forumlarda konuşmacı olarak kendi haklarını savunuyor, ayrıca hayatlarını dolu dolu ve güzel bir şekilde yaşıyorlar. Sınıflarda, iş yerlerinde ve toplumda aktif birer yurttaş olma fırsatı verildiğinde topluma gerçekten büyük katkı sağlıyorlar.
Down sendromu çevresindeki yanlış inanışların doğru olmadığını birlikte ortaya koydukça, Down sendromu tanısının beraberinde getirdiği korkuyu da bir nebze hafifletebiliriz. Bu yanlış inanışlar ortadan kalktığında, bu bireylerin tüm potansiyellerine ulaşmalarını sağlayacak sayısız kapı açılacaktır.
Yazan Kelli Green