Anne Suçluluğu — Bununla Başa Çıkmanın 12 Yolu

Her anne (ve baba!) hayatının bir noktasında bu tür şüpheler yaşar. Yakın zamanda Serena Williams, bebeği Olympia'nın ilk adımlarını kaçırdı ve bu durum "iyi bir...

Ebeveynlik-Suclulugu-Bununla-Basa-Cikmanin-12-Yolu

Her anne (ve baba!) hayatının bir noktasında bu tür şüpheler yaşar. Yakın zamanda Serena Williams, bebeği Olympia'nın ilk adımlarını kaçırdı ve bu durum "iyi bir anne olma" konusunda kendinden şüphe duymasına ve suçluluk hissetmesine yol açtı.

Kıyaslamalar, sosyal medya, kitaplar, bloglar, arkadaşlar, aile, ebeveyn grupları, okullar, sağlık görevlileri ve daha niceleri... Herkes sürekli bilgi veriyor, fikir paylaşıyor, tavsiyelerde bulunuyor.

Konu dil ve konuşma olduğunda da durum farklı değil. İletişim neredeyse her şeyin anahtarıdır; bu yüzden işler planlandığı gibi gitmediğinde genellikle büyük bir tartışma ve kıyaslama konusu haline gelir.

El yazısı becerileri, beslenme alışkanlıkları ve uyku düzeni gibi çoğu zaman göz önünde olmayan ve pek fark edilmeyen şeylerin aksine konuşma, tam merkezdedir. Gizlemesi zordur ve oldukça dikkat çeker.

İnsanlar sık sık "Hâlâ konuşmaya başlamadı mı?", "Biraz çekingen, değil mi?", "Ne dediğini hiç anlamadım", "Aman, erkek çocukları hep geç konuşur zaten" gibi yorumlar yapar.

İletişim beklediğimiz gibi gelişmediğinde, bu durum fazlasıyla herkesin gözü önünde yaşanır ve herkesin söyleyecek bir sözü var gibi görünür.

Hem bir anne hem de bir dil ve konuşma terapisti olarak ben de bu "suçluluk hissini" bizzat yaşıyorum; özellikle de herkes bir terapistin çocuğunun erkenden konuşmasını beklerken. Ancak öğrendiğim şey şu ki, tüm bu baskı HİÇBİR işe yaramıyor, hatta zararlı bile olabiliyor.

Bu yüzden, yalnız olmadığınızı ve çoğu annenin bu "Suçluluk Hissini" yaşadığını bilmenize yardımcı olması umuduyla öğrendiklerimi paylaşmak istedim!

SB-EN-IG-Infographic-MomGuilt-31-8-20-Panel-5-2

Anne Suçluluğuyla Başa Çıkmanın 12 Yolu

1. Yalnız değilsiniz

Günün sonunda içinizi kemiren o hisle baş başa kalıp "Bugün çocuğumla yeterince konuşmadım" veya "Bugün çocuğumla yeterince oynamadım" diye düşünüyorsanız, şunu bilin ki tam olarak aynı şeyleri düşünen çok ama çok fazla anne var.

2. Siz yeterlisiniz

Her zaman her şeyi mükemmel yapamayız, ancak çocuğunuzun iletişim becerilerini desteklemek için ihtiyacınız olan her şeye şimdiden sahip olduğunuzu söyleyebilirim. Çocuğunuzun iletişim ihtiyaçlarını desteklemek için Dil ve Konuşma ya da Çocuk Gelişimi alanında bir diplomaya sahip olmanız gerekmez.

3. Suçlu siz değilsiniz

İletişim karmaşık bir süreçtir, birçok faktörden etkilenir ve her çocuk birbirinden farklıdır. Bazı çocuklar matematiği öğrenmekte diğerlerine göre nasıl daha fazla zorlanıyorsa, bazı çocuklar da iletişim becerilerini diğerlerine göre daha yavaş geliştirir. İletişim zorluklarının tek nedeni ebeveynlik tarzınız değildir; ancak ebeveynliğinizin bir etkisi vardır ve bilinçli davranarak bu etkiyi en iyi şekilde değerlendirebiliriz.

4. Muhtemelen çözüm sizsiniz

Çocuğunuzun hayatındaki en önemli kişi sizsiniz. Bazı çocuklar bir dil ve konuşma terapisti ile doğrudan ve yoğun bir müdahaleye ihtiyaç duysa da, en çok sizi severler, en çok size güvenirler ve en çok sizinle vakit geçirirler.

Bu nedenle, siz ve sergilediğiniz davranışlar en büyük etkiyi yaratabilir. İşte bu yüzden biz dil ve konuşma terapistleri olarak sıklıkla terapiyi SİZİN uygulamanızı isteriz. Bunu tembel olduğumuzdan veya bizzat yapamayacak kadar meşgul olduğumuzdan değil; aksine, en büyük faydanın onların ebeveyni olan sizden geleceğini bildiğimiz için yaparız.

5. Aslında oldukça basittir

İletişimin sihirli ve hızlı bir çözümü yoktur. Biz terapistlerin dünyanın geri kalanından sakladığı, iletişimin kilidini açacak gizemli, karmaşık veya mucizevi etkinlikler de söz konusu değildir. Çoğu zaman en iyi cevaplar en basit olanlardır. Kulağa sıradan gelebilir, ancak önümüzdeki birkaç yıl boyunca her gün çocuğunuzla daha fazla konuşmak, onu daha fazla dinlemek ve onunla daha fazla oynamak, hayal edebileceğinizden çok daha büyük bir etki yaratacaktır.

6. Ancak kararlılık gerektirir

Roma bir günde inşa edilmedi; çocuğunuzun iletişimi de bir günde kurulmayacaktır.

Size bugün örneğin Rusça gibi yeni bir dil öğrenmeye başlasanız, akıcı konuşmanızın ne kadar süreceğini sorsam ne derdiniz? Muhtemelen epey uzun bir zaman alacağını söylerdiniz.

Eğer bir yıl içinde akıcı hale gelmeye çalışıyor olsaydık, bizim için dili modelleyecek, kelime dağarcığımıza, telaffuzumuza, dil bilgimize destek olacak ve hatalarımızı düzeltmemize yardım edecek biriyle kesinlikle her gün yeterli bir süre pratik yapmamız gerekirdi.

İşte çocuklarımız için de anadilimizi kavramak ve konuşmayı öğrenmek en az bu kadar karmaşıktır ve uzun bir dönem boyunca her gün aynı derecede desteğe ihtiyaç duyarlar.

7. Çevrenin konuşmalarına kulak asmayın

Aile, arkadaşlar, anne babalar, okul kapısındaki diğer veliler... Herkesin söyleyecek bir sözü olabilir; bazıları faydalı, bazıları ise pek öyle değildir. Neyi dikkate alıp neyi görmezden geleceğinizi siz seçin.

8. Tavsiye alın

Bu yolda yalnız yürümek zorunda değilsiniz. Dil ve konuşma terapistleri, aile hekimleri, sağlık görevlileri, okul personeli ve aile sağlığı merkezi çalışanları; sizleri dinlemek, sizi ve ailenizi desteklemek üzere eğitim almış uzmanlardır. Tavsiyelerde bulunabilir, uygun yönlendirmeleri yapabilir ve doğru bilgiye ulaşmanıza yardımcı olabilirler.

9. Beş dakika düşündüğünüzden daha zordur

Eğer bir başlangıç yapacaksanız küçük adımlarla başlayın; günde sadece 5 dakika ayırın. Bu kulağa basit gelir ama kolay değildir. Hepimiz çok yoğun ve koşturmacalı hayatlar yaşıyoruz.

Bu yüzden televizyonu kapattığınız, telefonunuzu bir kenara koyduğunuz, çocuğunuzla birlikte yere oturduğunuz ve onun ilgilendiği bir etkinlikle birlikte oynadığınız 5 dakikalık bir başlangıç yapın. Bu bir kutu oyunu oynamak, arabaları sürmek, kaşıkla tencereye vurmak, baloncuk patlatmak, kitap okumak ya da çamurdan pastalar yapmak olabilir.

10. Beş dakika düşündüğünüzden çok daha etkilidir

Çocuğunuz konuşmadan önce dinlemeyi öğrenmelidir; dinleyebilmesinden önce ise dikkatini konuşan kişiye vermeyi öğrenmesi gerekir. Tüm bu beceriler oyun ve olumlu etkileşim fırsatları sayesinde gelişir. Kendisini destekleyen, onun yönlendirmelerini takip eden, dili modelleyen, (ne kadar basit olursa olsun) sohbete dahil olan ve tüm dikkatini kendisine veren biriyle oynamak, çocuğun iletişim becerilerini geliştirmesi için harika bir zemin hazırlar.

11. Asla çok geç değildir

Çocuğunuz ister 5 haftalık, ister 5 aylık, ister 5 yaşında olsun... Çocuğunuz için olumlu iletişim fırsatları yaratmak adına hiçbir zaman geç değildir. "Suçluluk hissinin" harekete geçmenizi engellemesine izin vermeyin.

Bugün öğleden sonra oynamak için 5 dakikanızı ayırabilir, yatmadan önce birlikte bir kitaba bakmaya başlayabilir, sağlık uzmanınızı arayabilir, bir dil ve konuşma merkezine danışabilir, arabada "hayvan tahmin etmece" oynayabilir ya da Speech Blubs gibi bir dil ve konuşma uygulaması indirebilirsiniz. Bir düşünün ve bir adım atın.

12. Ancak yarına ertelemeyin

İletişimde ne kadar erken başlanırsa o kadar iyidir. Bu nedenle, henüz başlamamış olmaktan dolayı suçluluk duymanıza gerek olmasa da... bir gün daha beklemeyin... Çünkü müdahale ne kadar erken olursa, alınacak sonuçlar genellikle o kadar başarılı olur.

Tüm yazılara dönün